1 Şubat 2016 Pazartesi

Sigorta Birliği Trafik Sigortasını Masaya Yatırdı

Trafik kazasında Avrupa’da ilk sıralarda, sigorta priminde ise son sıralardayız...
Türkiye Sigorta Birliği ’nin düzenlediği toplantıda zorunlu trafik sigortasındaki prim artışı ve son 10 yılda 7 milyar TL’ye ulaşan zararın nedenleri aktarıldı. Avrupa’ya göre daha az prim ödenip daha fazla hasarla karşılaşılan branşın şirketler için öngörülebilir olmadığı vurgulandı… 
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ramazan Ülger ile Birlik Yönetim Kurulu ve Yönetim Komitesi Üyelerinin katıldığı basın toplantısında, kamuoyunda ‘zorunlu trafik sigortası’ olarak bilinen tam adı Kara yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortasındaki son durum ele alındı.
Ekim 2015 itibariyle ülkemizdeki 19.7 milyon adet kayıtlı aracın yaklaşık 16 milyon adedinin zorunlu trafik sigortası bulunduğu belirten Birlik Başkanı Ramazan Ülger, trafik sigortasının  % 80’le en yaygın sigorta türü olduğunu vurguladı. Her yıl trafik sigortası poliçe adetlerinde ve prim üretiminde artış olduğuna dikkat çeken Ülger, sorunun kaynaklarını şöyle açıkladı:

-         ‘Trafik branşının hayat dışı branşlardaki payı 2014 yılında %  22 seviyesine ulaştı. Hasar frekansı çok yüksek olan branşta son 10 yıllık süreçte şirketler her dönem zarar açıkladı. Zorunlu trafik sigortasında 10 yıllık zararın toplam tutarı 7 milyar TL oldu.
-         Bu durum zorunlu trafik sigortası sisteminin sürdürülebilirliğinin yanı sıra şirketlerin varlığının sürdürülebilirliği açısından da ciddi risk oluşturmaktadır. 2015 yılının ilk 9 ayı itibariyle şirketlerin öz sermaye karlılığı negatife dönerek - % 1.5 olarak gerçekleşti. Bu gösterge şirketlerin zorunlu trafik sigortasından kaynaklanan zararlarını tüm diğer branşlardaki karlılıklarıyla bile engelleyemediklerinin en önemli göstergesidir.
-         Trafik sigortasındaki zararın başlıca sebepleri, teminat tanımlarında netlik olmaması nedeniyle farklı yorumların oluşması, hesaplamalarda standartların olmaması, döviz kurundaki aşırı dalgalanma ve bunun bir sonucu olarak yedek parça maliyetlerinde kontrol edilemeyen artışlar ile geriye dönük uygulanan yargı kararları olarak sıralanmaktadır.
-         Bedeni tazminatların ödenen toplam hasar içerisindeki payı son yıllarda hızla artarak 2014'de % 51’e yükselmiştir. Son 5 yılda ortalama bedeni tazminat tutarı % 311, maddi hasar tutarı % 36, ortalama trafik sigortası primi ise % 54 artmıştır.’
Prim gerçekten yüksek mi, daha da yükselir mi?
Trafik sigortası ortalama primi ülkemizde 105 Euro seviyesindeyken, Avrupa ortalaması 230 Euro seviyesinde. Hasar frekansında Avrupa ortalaması % 6 seviyesindeyken, ülkemiz % 9’la ilk sıralarda yer alıyor. Diğer bir deyişle ülkemiz Avrupa’da ortalama trafik sigortası primi en düşük, buna karşılık hasar frekansı en yüksek ülkeleri arasında yer alıyor. Özellikle İstanbul’un hasar frekansı, Türkiye ortalama hasar frekansından 2 kat daha yüksek…
Trafik sigortasıyla ilgili gündemdeki tartışmalara da değinen Ülger, bu sigorta kapsamında; maddi, tedavi ve sürekli sakatlık ile destekten yoksun kalma teminatlarının sunulduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi. Ülger, ‘Öncelikle trafik sigortası bir vergi gibi görülmemelidir. Sağladığı birçok teminatla bireylerin, ailelerin, toplumun geleceği için önem taşımaktadır. Maalesef kazalar günlük hayatımızın bir parçasıdır ve hepimizin bir gün bu riskle karşılaşma ihtimalimiz deki en önemli güvencemiz trafik sigortasıdır’ diye konuştu. Acilen kanuni düzenlemeler yapılmamasının ve azami prim uygulamasından vazgeçil memesinin prim artış riskini barındırdığını belirten Ülger, bu açıdan Kara yolları Trafik Kanununda öncelikle yapılması gereken değişiklikleri şöyle sıraladı:
-           ‘Maddi ve Manevi Tazminat başlıklı 90’inci madde, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar başlıklı 92’inci madde, En Az Sigorta Tutarları başlıklı 93’üncü madde, Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı başlıklı 97’inci madde, Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar başlıklı 111’inci madde… 
Serbest tarife trafik canavarlarını azaltıyor
Basın toplantısındaki konuşmasında eylül ayında ticari araçlara gelen azami prim uygulamasına da değinen Ülger, serbest tarifenin kusurlu sürücü oranının azalmasında etkili olduğunu belirtti ve ‘Zorunlu trafik sigortası primleri 2008-2013 yılları arasında kademeli serbest tarifeyle 2013 tarihinden bu yana ise serbestçe sigorta şirketleri tarafından belirlenmektedir. Özellikle son yıllarda tazminata sebebiyet vermeyenlere indirim uygulanmakta, tazminata sebebiyet verenlerin ise primleri artırılmaktadır. Böylelikle kusurlu sürücünün oluşturduğu maliyet kusursuz sürücüye yüklenmeyerek, adil ve sigorta tekniğine uygun politika izlenmektedir. Bunun aksi bir uygulamaya gidilmesi, hiç kaza yapmayan araç ile bir sene içerisinde 10 kaza yapan aracın farkını ortadan kaldıracaktır. Bu durum öncelikle aracını kurallara uygun ve dikkatli kullanan, herhangi bir hasara yol açmayan araç sahiplerine büyük bir haksızlık olacaktır. Diğer taraftan hasar frekansı yüksek olan sürücülerin zorunlu trafik sigortası primlerindeki artışın caydırıcı gücü, sürüş güvenliğine katkı sağlayarak trafik kazalarını önleyici etkiye sahiptir’ diye konuştu.
Trafik branşında zarar trendinin devam ettiğini, son 9 aydaki zararın 1.7 milyar TL’ye ulaştığını ve branşın sürdürülebilirliği açısından risk yarattığını vurgulayan Ülger, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘Uzun dönemli zararın etkisiyle 2 şirket faaliyetine son vermiş, yabancı sermayeli 1 şirket Türkiye pazarından çıkmıştır. Primlerdeki artış kamuoyu nezdinde şikayete konu olmakta sigortalanma oranı düşmektedir. Ağustos 2015 de % 82.3 olan sigortalılık oranı, Ekim 2015 de % 80.5'e düşmüştür. Dolayısıyla, sigortasız araç kullanımında artış riski oldukça yüksektir. Bu branşta hizmet veren şirket sayısının azalması rekabetçi piyasanın bozulmasına yol açacaktır. Rekabetçi piyasanın bozulması tüketicinin daha çok mutsuz olmasına yol açacaktır. Mevzuat riski, artık en büyük risk olarak karşımıza çıkmaktadır, sektörümüze yatırım yapan yabancı sermaye üzerinde de belirsizlik yaratmaktadır. Oluşan bu belirsizlik ülkemize yapılan ve yapılacak yatırımları da olumsuz etkileyecektir. Tazminat hesaplama standartlarının kanuni dayanağının olmaması nedeniyle mahkeme kararı ile oluşan içtihad, zaman aşımı süresince geriye dönük olarak tüm dosyaları etkilemekte, yoruma dayalı düzenlemeler zararı daha da artırmaktadır. Geriye dönük mevzuat düzenlemeleri veya içtihadlar;ilave sermeye ihtiyacı doğurmakta, sermayedara anlatılamamakta, yapılan sermaye artışları da bir süre sonra yetersiz kalmaktadır. Öngörülebilirliği ortadan kaldırmaktadır.

Serbest tarifeden taviz vermemeliyiz
Zorunlu trafik sigortasının toplumsal işlevi ve prim üretimindeki payı dikkate alındığında yaşanan sorunların ivedilikle çözülmesi, genel şartların kanuni düzenlemelerle desteklenmesinin, söz konusu sigortanın sürdürülebilirliği ve sektöre yatırımların devamlılığı açısından büyük önem arz ettiğini hatırlatan Ülger, şirketlerin ağır mali yük altında kalkmasını sağlayacak adımları şöyle sıraladı:
-Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, yasal boşluğun mahkeme kararları ile doldurulması önlenmelidir.

-Yapılan düzenlemelerin geriye dönük etkisi sınırlandırılmalı, hasar maliyetlerinin belirsizliği giderilmelidir.
-Serbest tarife sisteminden taviz verilmemeli, azami limit uygulamasından vazgeçilmelidir.

28 Ocak 2016 Perşembe

Türkiye Sigorta Birliğin'den Fahiş Fiyat Açıklaması

‘Sektör 10 yılda 7 milyar TL zarar yaptı, trafik primlerinde artış kaçınılmaz hale geldi’

  
Türkiye Sigorta Birliği tarafından yapılan açıklamada, zorunlu trafik sigortası poliçelerindeki prim artışının nedenleri vurgulanarak, son 10 yılda katlanarak artan zararın sektörün özsermayesini etkiler noktaya geldiği belirtildi. Mevzuattaki belirsizliklerin kanuni düzenlemelerle ortadan kaldırılması gerektiğine dikkat çekildi.
Türkiye Sigorta Birliği, zorunlu trafik sigorta poliçelerinin fiyatlandırılmasına ilişkin açıklama yaptı. Birlik açıklamasında prim artışında nelerin etkili olduğu belirtilerek, sektörün alınan tüm önlemlere rağmen 10 yıldır bu branşta zarar ettiği vurgulandı. Bu zararın artık şirketlerin özsermayelerini olumsuz yönde etkilemeye başladığı ve acil kanuni düzenleme ihtiyacı olduğu ifade edildi.
Zorunlu trafik sigortasında sigorta şirketleri 2015 yılının ilk 9 ayında yaklaşık 1.7 milyar TL gibi çok yüksek miktarda zarar etti. Sektörün son 10 yıllık zararı ise 7 milyar TL’ye ulaştı (Tablo 1). Bu durum zorunlu trafik sigortası sisteminin sürdürülebilirliğinin yanı sıra şirketlerin varlığının sürdürülebilirliği açısından ciddi risk oluşturmaya başladı. 2015 yılının ilk 9 ayı itibariyle şirketlerin özsermaye karı negatife dönerek - % 1.5 olarak gerçekleşti (Tablo 2). Bu gösterge şirketlerin zorunlu trafik sigortasından kaynaklanan zararlarını tüm diğer branşlardaki karlılıklarıyla bile engelleyemediklerinin en önemli göstergesi oldu.
Sektörün uzun süredir devam bu olumsuz gidişi sigortalılara yansıtmamaya çalıştığı, ancak bugün uzun süredir ertelenen fiyat artışlarını yansıtmak zorunda kalındığı vurgulanan açıklamada, zararın başlıca nedenleri ise şöyle sıralandı:
-       Teminat tanımlarında netlik olmaması nedeniyle farklı yargı kararları oluşması,
-       Bedeni tazminat ve araç değer kaybı hesaplamalarında standartların olmaması, standartların olmaması nedeniyle ortaya çıkan aracılar nedeniyle bedeni tazminatların tutarlarına itiraz edilerek dosyaların yargıya taşınması,
-       Dövizdeki, dolayısıyla yedek parça maliyetlerindeki artışlar,
-       Çok fazla kaza yapan sürücüler…
Birlik açıklamasında, önümüzdeki dönemde başta Trafik Kanunu olmak üzere mevzuatta belirsizliği ortadan kaldıracak ve farklı uygulamalar yapılmasını engelleyecek değişikliklerin hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca, serbest tarife uygulamasından vazgeçilmemesi,  kaza yapmayan ile kaza yapan arasındaki farkı azaltan müdahalelerin yapılmaması gerektiği ifade edilerek, aksi durumda özellikle hasarsız araç sahiplerinin üzerindeki trafik prim yükünün daha da artacağı vurgulandı.
Trafik kazaları ülkemizin kronik sorunlarından biri olup, azaltılması için kamu otoritesi tarafından önlemler alınmakta ve desteklenmektedir. Trafik sigortası da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca trafik kazalarında üçüncü şahısları korumak amacıyla ihdas edilen zorunlu bir sigortadır. Sigorta sistemi, oluşan zararın tazmin edilmesi yanında trafik kazalarının önlenmesi ve azaltılmasına yönelik bir işlevi de yerine getirmektedir. Zorunlu trafik sigortası primlerindeki artışın caydırıcı etkisi, sürüş güvenliğine katkı sağlayarak trafik kazalarını önleyici etkiye sahiptir. Nitekim, 2010 yılından itibaren hasarlı sürücülerin yer aldığı 1, 2 ve 3’üncü kademedeki poliçe sayısındaki azalış ve hasarsız sürücülerin yer aldığı 5, 6 ve 7’nci kademedeki poliçelerin artış trendi bu görüşün doğruluğunu ortaya koymaktadır.
Zorunlu trafik sigortası primleri 2008-2013 tarihleri arasında kısmi serbest tarife, 2013 yılından itibaren de serbestçe sigorta şirketleri tarafından belirlenmektedir. Sigorta şirketleri riski doğru fiyatlayarak trafik kurallarına uyan ve kaza yapmayan sürücüler ile sık kaza yapanları birbirinden ayırarak, kusurlunun oluşturduğu maliyeti kusursuza yüklemeyerek, adil ve sigorta tekniğine uygun politika izlemektedirler. Bu çerçevede trafik sigortası primleri kişiye ve kullanım türüne özel, ayrıca trafik kaza geçmişleri değerlendirilerek belirlendiğinden sürücülerimizin araç kullanırken trafik kurallarına uygun hareket etmesi prim maliyetini azaltmak açısından çok büyük önem arz etmektedir.